6.12.2017

Bir mutluluk biyografisi.

Yazmak bana biriyle dertleşmeyi anımsatıyor. Çoğu kez kederli şeylerden söz etsem de bu defa biraz güzel şeylerden söz edeyim istiyorum.

Evlendim (:
Bu eylem pek güzel olmayabilir ama sevdiğinizle gerçekleşince harikulade bir hal alıyor. Yegane amacın mutluluk oluyor ve daha önce bahsettiğim o insanı kederlendirmek isteyen her şeyden alelacele uzaklaşıyor insan.

Bir bahçe düşleyin. İçinde güllerin açtığı, dallarının meyvelerle dolu olduğu ağaçları, koca bir çardağın içinde soluklanabiliyor olmayı düşünün.. Gördüğünüz her kediyi sevdiğinizi ve 5 kedinin doluştuğu, sana sırnaştığı bir bahçe.
Bir ev düşünün içinde ve duvarına çakılan çiviye kadar herşeyini çok sevdiğiniz bir ev. Şimdi tüm bunları sevdiyseniz bir de içinde yaşayan iki kedi ve bir çifti düşünün. Tanrı bana bu dünyada içinde sevdiğim adamın olduğu bir cennet bahşetti.
Çok cicim aylı dönemlerimden bir yazı olsun bu da. Şu tatlı anılarımı dillendirmemem konusunda çok tembihlendimse de, paylaşmayı, mutluluğumu lanse etmeyi çok seviyorum.
Nazar denen şey sadece kötü enerjiden ibaret. Ben etrafımda kötü enerjisi olan insanların neredeyse hiç olmadığını düşünüyorum. Varsa bile iyi enerjisiyle dolup taştığım insanların beni koruduğuna inanıyorum.
Belki de kötü ya da iyi enerjiyi biz ne kadar yansıtırsak o kadar alıyoruzdur. Kim bilir?
-

On ikiden vuruyor

Tüm hayallerinizin gerçekleştiğini varsaydığınız evrede sırtınızdan mı yüzünüzden mi vurulduğunuzun belli olmadığı o donuk dönemleri hepiniz yaşamıştır. Tam onikiden vuruyor hayat o zaman size. Hiç beklemezken, çok nahoş bir anda geliyor o tokat. Önce okey diyorsun olabilitesi var. İnsanlar üzülebilir, kederler bizim için. İnsan kendini dizginleyebilmeli değil mi? Böyle yavaş yavaş dizginlerken kendini ardı arkası gelmiyor tokatların. Böyle yavaş yavaş yıpranman gerek keza.. Çünkü birileri "huzur verme, rahat ettirme" kelimesini aşılıyor insanlara. Çünkü toplumun şöyle bir yanılgısı var; iyilik yaptığında kullanılacaksın, yaftalanacak ve kötülük göreceksin. Tüm bunlar insan doğasında mı var yoksa kötü tecrübeler edinmiş bir insan safsatası mı? Neden birine kötü davranma iç güdümüz mevcut. İnsansı egolarımız mı yaptırıyor bunu bize?