24.11.2013

sübjektif

Kanıksanmış bir samimiyetsizlikten söz etmek istiyorum; yetişkinlere binaen. Büyümüşler ve gerçekten çok şey biliyorlar. Bu durum cahil cühela bir insanın bilmişliğinden daha sığ bir durum. O kadar çok şey biliyorlar ki bence mantıklı düşünmek dışında herhangi bir şey yapamaz hale geliyorlar. Üstelik karşı tarafın samimiyetsiz mi, samimi mi olduğunu da saptayabiliyorlar. Ve o kadar çok konuşuyorlar ki; konuşmak istemi bir anda yok olabiliyor insanın. Herhangi bir eylem de bulunan insanlara öyle çok ön yargıyla yaklaşılıyor ki, hakikaten samimiyetini bir anda şaşkınlığa bırakabiliyor insanlar. Samimiyet diyorum sürekli evet, çünkü samimiyetini yitiren tüm yetişkinler samimiyetimizi öldürüyor. Onlara dair bir sevgi dışında samimiyette beslenir olmuyor. Hep aynı şeyleri zırvalıyor olmaları ve hep aynı düzlemde ilerliyor olmaları gerçekten rahatsız edici boyuta erişiyor bir süre sonra. Bu; bir süre sonra ki konumumuz, samimiyetimizi kaybettiğimiz an oluyor. Samimi olmamızı değil, tam anlamıyla doğru olmamız isteniyor. Çocukluğumuzu yitirmemiz isteniyor üstelik tek mirasımız buyken. Hep; 'bu yaşlardan ben de geçtim' zırvalıkları ve hep fikrinin en zıddını entegre etmeleri, insanı ciddi sıkıntılara gark ediyor. Bu durum tüm diyaloglarını yitirmiş olan yetişkin ve genç arasında bir sirkülasyona sebep olurken, öylece seyre dalan yığınla insan biriktiriyor etrafta. Bir süre sonra nerede söz hakkı isteyip istemeyeceğini düşünürken, kendini fersah fersah uzaklaşmış buluyor insan. Bir müddet sonrasında da yetişkin; asıl görevini üstlenmeyi bırakıp, o arada ki koca jenerik farkını lime lime edip, sizle aşık atma telaşesi içinde buluyor kendini. Anlam kargaşası, aşağılık kompleksleri gün yüzü bulurken, gencin yetişkin için herhangi bir adım atması zoraki hal alıyor. Yetişkin; bildiklerinin yeteri kadar onu yaşatabileceğinden kuşku duymuyor. Çünkü o gerçekten çok şey biliyor. Bu bir kinaye değil arkadaşlar. Bu konuda oldukça ciddiyim. Bir yetişkinin bilgisi ile bir gencin bilgisi kesinlikle boy ölçüşemez. Yalnızca zeka tartışılabilir bu konuda. İşte tam bu evrede bilgi kirliliği ele alınmalı. Ya da  zamanlama sorunu çeken bir insanın bilgiyi kullanma şekli. Belki de tüm bunlar samimiyetsizlik değildir. Belki de oldukça samimidirler. Ama şayet öyle ise; düzelme olasılıklarını yok sayıp, hatta bağışıklık kazanıp, onlara ayak uyduracağımız gerçeğini örtbas edemeyeceğiz. Asıl endişelenmemiz gereken konu. İşte bu en korkunç olanı.